4 Kasım 2014

BUGÜN BAŞIMA BİRŞEY GELDİ… İNSANLIĞIMIZI KAYBEDİYOR MUYUZ?

Eşimle bugün Büyükçekmece’den çıkıp Hadımköy üzerinden Bahçeşehir istikametine giderken başımıza, bana yok artık dedirtecek bir şey geldi. Hadımköy gişelere gelmeden sola döndüğünüzde, Mercedes fabrikası yolundan Bahçeşehir’e giden bir yol var. Fakat bu yolun sağ tarafının tamamı Askeriye’ye ait, tam dönüşünde ışıklar var ve hiçbir zaman yaya trafiği olmaz. Sadece tır, kamyon gibi daha çok ağır vasıtaların kullandığı bir yoldur. Tabi toplu ulaşımın olmadığı bir yol aslında.
Biliyorum uzun bir yol güzergahı anlattım ama o taraflarda oturan veya çalışan, yani o tarafa yolu düşen insanlara bir yardımım dokunur belki.
Tam ışıklara geldik, ama nasıl bir trafik var anlatamam, kaza olmuş, ağır ağır gidiyoruz. Hemen sağımda kaldırımda çok yaşlı durmadan öksüren bir kadın, yanında ona yardımcı olmaya çalışan bir kadın ve bize durmadan camı açın diyen üçüncü bir kadın. Eşime dur, dur yaşlı kadın hasta dedim ve durup camı açtık. Kadın, annem onkoloji hastası, otobüste altına kaçırdı, çok hasta, dilenci durumuna düştüm ama ne olur bize yardım edin dedi. Eşim nereye gitmek isteseniz bırakalım dedi ama kadın para istediğini söyledi. Tekirdağ’da yaşıyoruz ve param yok, burada çok zor durumda kaldık dedi. Biz de para veremeyiz ama isterseniz sizi hastaneye veya nereye istiyorsanız götürürüz dedik. Fakat o sırada ben de bir yandan düşünüyorum; o yolda biraz öncede bahsettiğim gibi toplu ulaşım araçları çalışmıyor, nasıl otobüsten inmiş olabilirler, bir yandan üzülüyorum çok yaşlı bir kadın hasta, arabaya alsak, arkamızdan bir silah veya benzeri bir şey çıkarsalar. Bütün bunlar dakikalar içinde oldu. Onlar hala para istiyorlar, herhangi bir yere gitmek istemiyorlar, işte o sırada trafik açıldı, hemen yanımıza siyah bir araba girdi ve olanca gücüyle korna çalıyor, biz de kızıyoruz yer yok nereye giriyorsun diye. Meğer adam ısrarla bize korna çalıyormuş , dikkat edin, sakın yardım etmeyin, onlar sahtekar, tuzak bu diye. Biz de o sırada uzaklaştık.
Sonuçta şok olduk ikimizde eşimle. Biz gerçekten çok üzüldük, bizimde analarımız var, biz de bir gün yaşlanacağız, insanların yardıma ihtiyaçları var, yardım etmek gerek diye düşünüyor insan. Fakat maalesef gerçekle doğru arasında bir fark kalmadı. Neye inanmak lazım, neye inanmamak lazım, hangisi doğru, hangisi yanlış?  Gerçekten bir gün biri hastalanıp yığılıp kalsa, korkudan veya başımıza bir şey gelir mi diye düşünerek yardım etmeyecek miyiz? İnsanlık nereye gidiyor? Ne yapmalı? Nasıl davranmalı?
Bugün günün sonunda kafamda cevabını veremediğim ve kendime sorduğum sorular... Oysa ben 20 yıl önce çok yardım ettiğim insanları hatırlıyorum, karşıdan karşıya geçirdiğim, hastaneye götürdüğüm, ne gerekirse yaptığım insanları. Üzülerek buraya yazıyorum, Nerede o insanlar? Nerede iyi niyet? Nerede insanlık?

Şimdi bu olayın başka bir boyutundan söz etmek istiyorum…
Fransa’nın başkenti Paris’te,bir adam önce dilenci kostümüyle sokakta yere düşüyor ve insanlardan yardım istiyor.
Ardından takım elbiseli bir adam olarak aynı şeyi yapıyor.
Şimdi öncelikle aşağıda bu deneyle ilgili olan video’yu izleyelim.


İnsanlar kılık kıyafete elbette bakıp karar verebiliyor olabilir, fakat sonuç bana göre insana zor anında yardım etmek. Bence bu video bugün benim yaşadığım olayın başka bir boyutu ama sonuç aynı insana yardım. Her iki olayda da insanlığımızı kaybediyor muyuz sorusunu sormak sanırım en doğrusu. Bu tür sosyal deneylerde gösteriyor ki insanlık artık başka bir boyutta maalesef. Zira başınıza her an bir şey gelebilir. Kimin gerçekten yardıma ihtiyacı var bilemiyorsunuz. Korkuyorsunuz.

İşin özeti, sokakta her an birinin bize ihtiyacı olabilir, hastalık veya başka bir şey fark etmez. Ama gerçek mi? Yalan mı? nasıl ayırt edeceğiz?