4 Ocak 2015

2014 Yılını Şahane Bir Proje ile Kapattık

Büyükçekmece Sinanoba mahallemizde muhtarımız eşliğinde, mahallemizin kadınlarına destek amaçlı evlerinde, el emeği, göz nuru yaptıkları ürünleri sergiledikleri ve sattıkları bir pazar kurduk. 8 gün boyunca hem ürünlerimizi tanıttık, hem de sattık. Aynı zamanda çok güzel dostluklar kurduk. Evlerinde emek verip çalışan kadınlar için bence her mahallede rahatlıkla uygulanabilecek bir proje. Başka mahalleler için umarım biz de örnek oluruz.

Şimdi Sinanoba mahallesi pazarımızdan bazı kareleri paylaşmak istiyorum…







12 Aralık 2014

Nutellalı Yılbaşı Kurabiyeleri

Uzun zamandır yapmak istediğim ve ancak fırsat bulup yaptığım bu muhteşem kurabiyeler için Cafefernando'ya çok teşekkür etmek istiyorum. Şimdiye kadar Cenk'in tariflerinde hiç yanılma olmadı. Bu kadar güvenle bir tarifi yapmak mükemmel bir şey. hem çok lezzetli oluyorlar, hem de malzeme sorunu yaşanmıyor. Zira verdiği ölçüler hiç şaşmıyor. Muhteşem lezzetteki bu kurabiyeleri mutlaka denemenizi tavsiye ederim. 

4 Aralık 2014

Engelleri Kaldır...

Hepimiz, birer engelli adayıyız. Bugün sağlıklı olmamız, yarın da sağlıklı olacağımız anlamına gelmiyor... Kutlamayalım... Farkında olalım...




25 Kasım 2014

Kadına Karşı Şiddete Son



Maalesef, kadına şiddet toplumsal bir yara ve bu yaranın kapanabilmesi için hepimizin üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor. 


Aslında bu konuda yazılacak çok şey var. Bu konu ile ilgili yazımı yakında tekrarlayacağım.


Bugün Türkiye’de her gün şiddet gören, namus cinayetine kurban giden, tecavüze uğrayan, nedeni belirsiz intihar eden ve intihara zorlanan kadınlar var.
bianet'in yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de, 2014’ün ilk 10 ayında 235 kadın erkekler tarafından öldürüldü;  88 kadın ve kız çocuğuna tecavüz edildi, 499 kadına şiddet uygulandı; 75 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulunuldu.
Dünya Bankası verilerine göre ise, dünya genelinde şiddet nedeniyle hayatını kaybeden 15-44 yaş grubundaki kadınların sayısı, kanser, sıtma, trafik kazası ve savaşlar nedeniyle ölen kadınlardan daha fazla. UN Women’ın yaptığı araştırmaya göre üç kadından biri psikolojik ve cinsel şiddete uğruyor.
Kadınlar, ekonomik ve sosyal nedenlerden şiddete “Dur” diyemiyor, fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor. Kanunlardaki eksiklikler, güvenlik görevlilerinin ve devlet kurumlarının, şiddet konusuna yeteri kadar önem vermemesi, kadınların cesaretini kırıyor ve içinde bulundukları “şiddet ortamını” kabullenmelerine neden oluyor.
Birleşmiş Milletler, 1985’te 25 Kasım’ı “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü” ilan etti ve bu olaydan sonra kadına yönelik şiddete karşı birçok kampanya düzenlendi. Ancak kadına karşı şiddet hala durmuyor.
Bu nedenle biz kadınlar,
-Şiddetle dolu bir yuvayı kurtarmak isteyen; kız çocuklarını babaları, dedeleri yaşında erkeklerle evlendiren “aile büyüklerini”,
-Cinsiyet ayrımcı politikalar, yasalar ve uygulamaları hayata geçiren devlet görevlilerini,
-Kadınların ekonomik özgürlüğünü hiçe sayan, 3 çocuk ve erken yaşta evliliğe teşvik eden hükümet yetkililerini,
- Şiddete uğrayan kadınlar için sığınma evlerinin sayısını ve ücretsiz danışmanlık, psikolojik ve tıbbi destek çalışmalarını artırmayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı,
-Kendisine sığınan kadınları, şiddet gördüğü eşine teslim eden; gözaltında ve cezaevinde kadınlara şiddet uygulayan emniyet görevlilerini,
- Kadın ve çocuklara yönelik şiddeti teşvik edici ve kadınları “aşağılayıcı” yayınlar yapan medyayı
İSTEMİYORUZ!
Tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz.
KA.DER Genel Yönetim Kurulu adına
Gönül Karahanoğlu

Kaynak; http://www.ka-der.org.tr/tr-TR/Page/News/2862/kadina-yonelik-siddete-karsi-mucadeleye-

24 Kasım 2014

Tüm Öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü Kutlu Olsun

Öncelikle, başta Başöğretmenimiz Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin, öğretmenler günü kutlu olsun...
Bugün Sinanoba gönüllüleri olarak Muhtarımız Zeynep Akkan eşliğinde önce Mimaroba Atatürk heykeline çelenk koyup, saygı duruşunda bulunduk.
Daha sonra, Büyükçekmece'de bulunan Hayat Huzur evinde, aralarında emekli öğretmenlerinde bulunduğu yaşlılarımızı ziyaret ettik. Ayrılırken orada yaşananlardan dolayı insan kendini kötü hissediyor, fakat bunu zaman zaman tekrarlamamız gerektiğini de bize hatırlatıyor.
Biz kendi adımıza günün anlam ve öneminin gerektirdiğini, kendimizce böyle kutladık. Darısı bir daha ki kutlamalara inşallah...



18 Kasım 2014

Çikolatalı S'ler

Bu tarifi, 24 Kitchen Rudolf Van Veen'den izledim. Hem kolay hemde lezzetli olabilir diye düşünmüştüm fakat benim tahmin ettiğimden çok daha lezzetli oldu. Mutlaka deneyin derim.

9 Kasım 2014

Atamızı Saygıyla ve Özlemle Anıyorum

Adımlarını, attığımız uygarlık ve yenilik adımlarına uydurmak istemeyenler ne talihsizdirler! Bu gibiler hâlâ milleti aldatacaklarını ümit ediyorlarsa bu ümitleri, kendilerinin zarara uğramalarından başka bir sonuç vermeyeceğine şimdiden emin olabilirler. 


Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.


Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.









4 Kasım 2014

BUGÜN BAŞIMA BİRŞEY GELDİ… İNSANLIĞIMIZI KAYBEDİYOR MUYUZ?

Eşimle bugün Büyükçekmece’den çıkıp Hadımköy üzerinden Bahçeşehir istikametine giderken başımıza, bana yok artık dedirtecek bir şey geldi. Hadımköy gişelere gelmeden sola döndüğünüzde, Mercedes fabrikası yolundan Bahçeşehir’e giden bir yol var. Fakat bu yolun sağ tarafının tamamı Askeriye’ye ait, tam dönüşünde ışıklar var ve hiçbir zaman yaya trafiği olmaz. Sadece tır, kamyon gibi daha çok ağır vasıtaların kullandığı bir yoldur. Tabi toplu ulaşımın olmadığı bir yol aslında.
Biliyorum uzun bir yol güzergahı anlattım ama o taraflarda oturan veya çalışan, yani o tarafa yolu düşen insanlara bir yardımım dokunur belki.
Tam ışıklara geldik, ama nasıl bir trafik var anlatamam, kaza olmuş, ağır ağır gidiyoruz. Hemen sağımda kaldırımda çok yaşlı durmadan öksüren bir kadın, yanında ona yardımcı olmaya çalışan bir kadın ve bize durmadan camı açın diyen üçüncü bir kadın. Eşime dur, dur yaşlı kadın hasta dedim ve durup camı açtık. Kadın, annem onkoloji hastası, otobüste altına kaçırdı, çok hasta, dilenci durumuna düştüm ama ne olur bize yardım edin dedi. Eşim nereye gitmek isteseniz bırakalım dedi ama kadın para istediğini söyledi. Tekirdağ’da yaşıyoruz ve param yok, burada çok zor durumda kaldık dedi. Biz de para veremeyiz ama isterseniz sizi hastaneye veya nereye istiyorsanız götürürüz dedik. Fakat o sırada ben de bir yandan düşünüyorum; o yolda biraz öncede bahsettiğim gibi toplu ulaşım araçları çalışmıyor, nasıl otobüsten inmiş olabilirler, bir yandan üzülüyorum çok yaşlı bir kadın hasta, arabaya alsak, arkamızdan bir silah veya benzeri bir şey çıkarsalar. Bütün bunlar dakikalar içinde oldu. Onlar hala para istiyorlar, herhangi bir yere gitmek istemiyorlar, işte o sırada trafik açıldı, hemen yanımıza siyah bir araba girdi ve olanca gücüyle korna çalıyor, biz de kızıyoruz yer yok nereye giriyorsun diye. Meğer adam ısrarla bize korna çalıyormuş , dikkat edin, sakın yardım etmeyin, onlar sahtekar, tuzak bu diye. Biz de o sırada uzaklaştık.
Sonuçta şok olduk ikimizde eşimle. Biz gerçekten çok üzüldük, bizimde analarımız var, biz de bir gün yaşlanacağız, insanların yardıma ihtiyaçları var, yardım etmek gerek diye düşünüyor insan. Fakat maalesef gerçekle doğru arasında bir fark kalmadı. Neye inanmak lazım, neye inanmamak lazım, hangisi doğru, hangisi yanlış?  Gerçekten bir gün biri hastalanıp yığılıp kalsa, korkudan veya başımıza bir şey gelir mi diye düşünerek yardım etmeyecek miyiz? İnsanlık nereye gidiyor? Ne yapmalı? Nasıl davranmalı?
Bugün günün sonunda kafamda cevabını veremediğim ve kendime sorduğum sorular... Oysa ben 20 yıl önce çok yardım ettiğim insanları hatırlıyorum, karşıdan karşıya geçirdiğim, hastaneye götürdüğüm, ne gerekirse yaptığım insanları. Üzülerek buraya yazıyorum, Nerede o insanlar? Nerede iyi niyet? Nerede insanlık?

Şimdi bu olayın başka bir boyutundan söz etmek istiyorum…
Fransa’nın başkenti Paris’te,bir adam önce dilenci kostümüyle sokakta yere düşüyor ve insanlardan yardım istiyor.
Ardından takım elbiseli bir adam olarak aynı şeyi yapıyor.
Şimdi öncelikle aşağıda bu deneyle ilgili olan video’yu izleyelim.


İnsanlar kılık kıyafete elbette bakıp karar verebiliyor olabilir, fakat sonuç bana göre insana zor anında yardım etmek. Bence bu video bugün benim yaşadığım olayın başka bir boyutu ama sonuç aynı insana yardım. Her iki olayda da insanlığımızı kaybediyor muyuz sorusunu sormak sanırım en doğrusu. Bu tür sosyal deneylerde gösteriyor ki insanlık artık başka bir boyutta maalesef. Zira başınıza her an bir şey gelebilir. Kimin gerçekten yardıma ihtiyacı var bilemiyorsunuz. Korkuyorsunuz.

İşin özeti, sokakta her an birinin bize ihtiyacı olabilir, hastalık veya başka bir şey fark etmez. Ama gerçek mi? Yalan mı? nasıl ayırt edeceğiz?